Hülya Hanımın Ahşap Banyo Dolabıyla İmtihanı
![]() |
| Hülya Hanımın Ahşap Dolapla İmtihanı |
Hülya Hanım ve Islanan Meşe Odununun Dramı
Yazan: Mizah Köşesi
Hülya Hanım’ın "doğallık" tutkusu, banyosunu İskandinav ormanlarına çevirme kararıyla başladı. "Plastik ruhu öldürür evladım," diyerek banyosunun her yerini özel yapım, verniksiz, adeta dokunsan ağaç reçinesi kokacak kadar ham meşe odunuyla kaplattı. Ancak unuttuğu bir şey vardı: Su ve ahşap, tarihin en eski küsleriydi.
1. Ameliyathane Titizliği
Hülya Hanım artık banyoya girerken duş almak için değil, sanki açık kalp ameliyatına giriyormuş gibi hazırlanıyordu. Banyonun kapısına "Islak ayakla basmak yasaktır" tabelası astı. Duş kabininin etrafına üç sıra havlu barikatı kurdu. Eğer kazara bir damla su o meşe dolaba sıçrarsa, Hülya Hanım elinde mikrofiber bezle, sanki bir yangına müdahale ediyormuşçasına "Su geldi! Acil müdahale!" diye bağırarak dolaba atılıyordu.
2. "Bey, Bu Dolap Bana mı Yürüyor?"
Altıncı ayın sonunda, ne kadar silerse silsin nemin gizli gücü galip geldi. Bir sabah Hülya Hanım’ın çığlığıyla ev inledi. Meşe dolaplar, "doğallığın" dozunu kaçırıp genişlemeye karar vermişti. Çekmeceler yerinden öyle bir fırlamıştı ki, Hülya Hanım eşine korkuyla seslendi:
"Bey, bu dolaplar resmen bana doğru büyüyor! Dün gece burası daha genişti, şimdi banyo tabuta döndü!"
3. Büyük Fiyasko: Halatla Çekmece Operasyonu
En trajikomik an ise alt çekmecenin şişip tamamen kilitlendiği gün yaşandı. Hülya Hanım’ın bütün pahalı kremleri ve diş macunu o çekmecenin içinde rehin kalmıştı. Çekmeceyi açmak için eşiyle birlikte bir halata asıldılar. Hülya Hanım bir yandan asılıyor, bir yandan dolaba bağırıyordu: "Sana o kadar yağlar sürdüm, masajlar yaptım, nankör odun! İnsan biraz vefalı olur!"
En sonunda çekmece aniden kurtulunca, Hülya Hanım elinde bir kutu diş macunuyla birlikte havada bir takla atıp kendini köpüklü küvetin içinde buldu. Dolap ise son bir "çat" sesiyle zaferini ilan etti.

Yorumlar
Yorum Gönder