Cemal'in Perhizle Sınanma Macerası
Doktor Mülayim Bey ve Cemal'in "Az Bir Şey" İmtihanı
Cemal, elinde yenebilecek ne varsa midesine indirmeyi hayat felsefesi haline getirmiş biri olarak, şiddetli mide ağrılarıyla Doktor Mülayim Bey’in kapısını çaldığında takvimler geçen ayı gösteriyordu. Mülayim Bey, adı gibi sakin bir tavırla Cemal’in tetkiklerine bakmış ve o meşhur yasaklılar listesini uzatmıştı: "Cemal Bey; yağlı yemek, acı biber, turşu ve asitli içecekler bir süre tamamen yasak. Sıkı bir perhiz yapmazsak bu ağrılar geçmez."
Cemal, sanki doktor ona "nefes almayı bırak" demiş gibi mahzun bir tavırla sordu:
— Hiç mi hocam? Yani bir dirhem bile mi geçmeyecek boğazımdan?
Mülayim Bey, hastasının bu çocuksu üzüntüsüne dayanamayıp hafifçe gülümsedi:
— Canım, nefsin körelsin diye tadımlık, az bir şeyden bir şey olmaz tabii. Ama doymak için değil, sadece tadına bakmak için...
Cemal bu cümleyi duyduğu an, beynindeki "perhiz" dosyası silindi ve yerine "vize çıktı" yazısı geldi. Hastaneden çıkar çıkmaz ilk durak kebapçı oldu. Masaya gelen bir porsiyon acılı Adana kebabına bakıp kendi kendine mırıldandı: "Doktor 'az bir şeyden bir şey olmaz' dedi. E koskoca kainatta bir porsiyon kebap nedir ki? Okyanusta bir damla!"
Ardından yanına gelen buzlu asitli içeceği tek dikişte bitirdi. "Hoca 'tadımlık' dedi, ben de tadını ancak bardağın dibinde alabildim zaten" diye vicdanını rahatlattı. Akşamına "doktor izniyle" diyerek bir kavanoz turşuyu "tadımlık" niyetine bitirince, ertesi gün Cemal’in midesi adeta bir volkan gibi patlamaya hazır hale geldi.
Bir hafta sonra Cemal, iki büklüm halde tekrar Mülayim Bey’in odasındaydı.
— Hocam, öldüm bittim! Verdiğiniz ilaçlar hiçbir işe yaramadı, aksine daha kötü oldum.
— Yapma yahu, perhize uydun mu peki?
— Uydum tabii hocam. Kelimesi kelimesine hem de! "Az bir şeyden bir şey olmaz" dediniz, ben de her şeyden sadece "az bir şey" yedim.
— Mesela ne yedin?
— Sadece bir porsiyon kebap, yarım kilo kadar turşu, bir de susuzluktan ölmeyeyim diye bir iki şişe asitli içecek... Hepsi az az yani.
Doktor Mülayim Bey gözlüğünü burnunun ucuna indirip derin bir nefes aldı:
— Cemal Bey, ben size "tadımlık" dedim, siz "tadını çıkarana kadar" anlamışsınız. Sizin "az bir şey" dediğiniz miktar, bir yatılı okulun akşam yemeği menüsü kadarmış meğer!
Cemal boynunu büküp:
— Vallahi hocam, iştahım o kadar büyük ki, ben doyana kadar her şey bana "az bir şey" gibi geliyor.
Mülayim Bey bu sefer daha sert bir reçete yazdı:
— Bu sefer "hiç mi?" diye sorma Cemal, çünkü cevabım belli: "Evet, hiç!"
English Summary
This humorous story tells the encounter between Cemal and Doctor Mülayim. After being put on a strict diet, Cemal asks if he can eat "just a little bit." When the doctor says "a tiny bit won't hurt," Cemal interprets this as an invitation to eat until he is full. He returns to the doctor in even worse pain, leading to a comedic realization of his misunderstanding.
Humor Blog Reminder:
• Interpersonal Relationship Comedy
• Atheist/Deist Comedy

Yorumlar
Yorum Gönder