El İyisi Batur: Kardeşlerini "Çantada Keklik" Görenlerin Trajikomik Hikayesi
Batur için dünya çok basit bir matematik üzerine kuruluydu: Kazanılması gereken yabancılar ve zaten cepte olan kardeşler. Batur'un telefon rehberinde arkadaşları "Canım Kardeşim", "Üstad", "Değerli Dostum" diye kayıtlıyken; öz kardeşleri Sercan ve Melis, "Gereksiz 1" ve "Gereksiz 2" kod adlarıyla yer alıyordu.
Dışarıdaki Centilmen: Nobel Barış Ödülü Adayı Batur
Bir Cumartesi akşamı Batur, yeni tanıştığı arkadaşı Berkcan ile buluştu. Berkcan yanlışlıkla Batur'un üzerine tam yağlı latte döktüğünde, Batur sanki üzerine kutsal su serpilmiş gibi gülümsedi:
"Aman be Berkcan’ım! Kumaş dediğin nedir ki? Kalbin kirlenmesin, canın sağ olsun aslan kardeşim benim. Hatta dur, ben sileyim senin eline de bulaşmasın."
Batur o an, nezaketinden dolayı Gandi ile yarışacak düzeydeydi. Ancak aynı nezaketin eve girince "Error" vereceğinden kimsenin şüphesi yoktu.
Evdeki Gladyatör: "O Tişörtü Hemen Yere Bırak!"
Eve döndüğünde kapıyı kardeşi Sercan açtı. Sercan sadece "Hoş geldin abi" dediği için Batur kaşlarını çatıp saldırıya geçti:
- Batur: "Bu ne biçim karşılama? Ses tonundaki o %2’lik kinaye neydi?"
- Batur: "Ayrıca o giydiğin benim tişörtüm mü? Çıkar çabuk onu, moleküllerini terinle kirletme!"
Sercan şaşkındı. Batur çoktan mutfağa geçmiş, kız kardeşi Melis’in kendine ayırdığı son dilim pastayı "Hukuken bu evdeki her karbonhidrat benimdir" diyerek mideye indirmişti.
Büyük Patlama: Doğum Günü Hediyesindeki Adalet
Batur'un en yakın arkadaşı (aslında sadece üç kez görüştüğü) Tolga’nın doğum günüydü. Selami, Tolga’ya en pahalı kulaklığı almak için kredi çekmiş, paketine de "Ruh ikizim Tolga’ya" notunu düşmüştü.
Aynı gün, kardeşi Melis’in de doğum günüydü. Melis’e layık gördüğü hediye ise trajikomikti: Yolda yürürken bir bankanın promosyon olarak dağıttığı, ucu kırık bir tükenmez kalem.
Ava Giderken Avlanmak: "Stratejik" Yalnızlık
Ertesi gün Batur'un arabası yolda kaldı. Hemen "can dostu" Berkcan’ı aradı. Berkcan: "Kanka şu an dizi izliyorum, çok heyecanlı yerdeyim, çekiciyi ara istersen" deyip kapattı. "Ruh ikizi" Tolga ise telefonunu bile açmadı.
Batur yol kenarında mahzun bir şekilde beklerken, arkadan eski püskü bir araba yanaştı. İçinden "Gereksiz 1" (Sercan) ve "Gereksiz 2" (Melis) indi. Sercan elinde bir halatla yaklaştı:
"Batur Bey, dışarıdaki dostlarınızın 'stratejik' meşguliyetleri bittiyse, biz 'çantada keklikler' sizi çekelim diyoruz. Ama karşılığında eve gidince bize o Nobel ödüllük nezaketinden bir doz verirsin artık?"
Batur hayatında ilk kez, çantada keklik olmanın aslında bir lütuf olduğunu anlamıştı. O günden sonra rehberdeki isimleri değiştirdi ama hala Melis'in pastasını çalmaktan vazgeçmedi. Bazı huylar kurşun döksen de çıkmıyordu.

Yorumlar
Yorum Gönder