Elbise ve Yemeği Unutan iPhone Aşığı

 

İphone Bağımlısı Genç

Elbise ve Yemeği Unutan iPhone Aşığı

Selim'in yeni iPhone modeli çıktığı andan itibaren gözleri döndü. Banka hesabı, "lütfen bana acıyın" diye fısıldıyor gibiydi, ama o, telefonunun parlak ekranındaki yansımada gördüğü hayalete âşıktı.

Abisinin düğünü yaklaşmıştı. Annesi, "Selim, düğünde giyecek tek bir presentable kıyafetin yok. Seninle alışverişe çıkmalıyız," dedi.

Selim, gözünü telefonundan ayırmadan, "Tamam anne, hemen hallederiz," diye cevap verdi. "Halledeceği" şey ise, internetten bir kargo firmasının üniformasını ikinci el satın almak oldu. "Düğün temalı değil ama, 'hızlı teslimat' temalı," diye düşündü kendi kendine. Telefonunu kılıfsız bırakmaktansa, kendisinin kılıfsız dolaşması daha iyiydi.

Düğün sabahı, abisi aradı: "Selim, lütfen düğün pastası için vereceğin parayı getirmeyi unutma. Pastacıya ödeme yapmamız lazım."

Selim, cüzdanını açtığında sadece birkaç bozukluk ve yeni iPhone'unun fişiyle karşılaştı. Pastayı unutmuştu. Hızlıca bir çözüm buldu: Düğün pastasının fotoğrafını çekip, "Bu pastaya bugün canım çok çekti! #DüğünPastası #KeşkeYesem" şeklinde bir story attı. "Vereceğim para bu kadar olur," diye mırıldandı.

Düğünde, kargo üniformasıyla dikkat çeken Selim, telefonuyla düğün koreografisini kaydetmekle o kadar meşguldü ki, ilk halaya katılmayı unuttu. Akşam yemeğinde tabağına konan eti fotoğraflamak için on beş dakika harcayınca, yan masadaki küçük çocuk annesine sordu: "Anne, o adam yemeğini yemiyor da, neden önce büyücü gibi büyü yapıyor üzerinde?"

Dönüm noktası, pasta kesilirken yaşandı. Selim, mükemmel açıyı yakalamak için sandalyelerin üzerine çıkmış, dengede durmaya çalışıyordu. Tam deklanşöre basacakken, ayağı kaydı ve kendini pasta masasının yanındaki çiçek süslemesinin içinde buldu. İphoneu ise, üzeri krem şanti kaplı bir şekilde, pasta tabağının yanına düştü.

Sessizliği, abisinin gür sesi bozdu: "Selim! Telefonun pastadan bir dilim aldı sanırım, sen hala aç mısın?"

Herkes kahkahalara boğulurken, Selim krem şantiden çıkan iphoneuna baktı. Ekranında, düşmeden önce çektiği son fotoğraf parlıyordu: Abisinin ve yengesinin birbirine baktığı, samimi, bulanık ama mükemmel bir an. O anı, gerçekten yaşamak yerine sadece kadrajına sokmaya çalıştığını fark etti.

O gece, iphonenunu (ve kendisini) krem şantiden temizlerken karar verdi. Ertesi gün, kargo üniformasını çıkarıp, kendine gerçek bir elbise aldı. Ve abisine gidip, pastanın parasını ödedi. "Geç oldu," dedi abisine, "ama anladım ki, 'en yeni model' olmaya çalışmak yerine, 'şimdiki modelimle' mutlu olmalıyım. Hem de fişi yanımda olmadan."

Artık yemeklerini önce yiyor, sonra -eğer gerçekten çok güzelse- fotoğrafını çekiyordu. Ve keşfetti ki, bir anının tadı, dijital hafızada kapladığı yerden çok daha değerliydi.

Not: Bu hikaye yazılırken hiçbir düğün pastası telefona batırılmadı, ancak birkaç dijital öncelik, gerçek hayat lezzetiyle değiştirildi.

Yorumlar