Dervişlik de Bir Yere Kadar Talat’ın Sosyal İflası ve Büyük Uyanışı
![]() |
| Talat Bir Modern Derviş |
Plazanın Görünmez Dervişi: Talat’ın Sosyal İflası ve Büyük Uyanışı
İş hayatında bazı insanlar vardır; onlar ofisin demirbaşı değil, adeta görünmez kolonudur. Talat da öyleydi. 14. katın tüm sosyal yükü, bitmek bilmeyen doğum günü organizasyonları ve kimsenin elini sürmediği o "acil" raporlar hep onun omuzlarındaydı. Talat, plazanın gri duvarları arasında modern bir derviş gibi sabırla geziyordu. Ancak bir farkla: Gerçek dervişler dünyevi işlerden elini eteğini çekerdi, Talat ise her türlü faturanın tek muhatabı haline getirilmişti.
Modern Bir Mesai Köleliği: "Grup İndirimi" Çıkmazı
Talat’ın iş arkadaşlarıyla olan ilişkisi, aslında tek taraflı işleyen bir sosyal vakıf gibiydi. Ofis koordinatörü Selin’in her masaya yaklaşışı, Talat için yeni bir "manevi vergi" dönemi demekti.
"Talatçığım, biliyorsun IT’den Berk’in köpeği diş teli taktıracakmış, kişi başı 300 TL topluyoruz, seni de ekledim!"
Talat, cüzdanını bir tevekkül içerisinde açardı. "İnsanlık ölmedi ya," derdi kendi kendine. Oysa insanlık çoktan emekli olmuştu, sadece Talat’ın haberi yoktu. Talat için bu ödemeler, iş yerindeki o sahte "aile" ortamına kabul edilme bedeliydi. O, parayı verdikçe değer gördüğünü, başkalarının işini sırtlandıkça vazgeçilmez bir dost olduğunu sanıyordu.
Büyük Kırılma: Bir Cenaze, Sıfır Mesai Arkadaşı
Talat’ın hayatındaki o büyük sarsıntı, çok sevdiği büyük halası Mevlüde Hanım’ın vefatıyla geldi. Talat, o zor gününde içten içe bir dayanışma bekliyordu. "Şimdi bizimkiler tam kadro gelir, Selin kesin bir organizasyon yapar, ofis grubu çelenklerle dolar" diye hayal ediyordu.
Cenaze günü geldiğinde Talat, tabutun başında beklerken gözlerini bir an bile cami kapısından ayırmadı. Dakikalar geçti, namaz kılındı ama plazadan tek bir kişi bile belirmedi. Caminin kadrolu kedisi bile Talat’a acıyarak bakıyordu. Telefonuna düşen tek bildirim ise iş arkadaşı Caner’den gelen o meşhur mesajdı: "Talat, halan vefat etmiş, başın sağ olsun. Bu arada senin bilgisayarın şifresi neydi? Sunum dosyasına acil ulaşmamız lazım da..."
Talat o an, musalla taşının yanı başında bir aydınlanma yaşadı. İnandığı o "iş yeri kardeşliği", aslında sadece işler tıkırındayken oynanan bir tiyatroydu.
Varoluşsal Bir Başkaldırı: Talat’ın "Huzur" Operasyonu
Pazartesi günü ofise döndüğünde Talat artık o eski, "her şeye koşan" adam değildi. Selin, elinde her zamanki listesiyle yaklaştı: "Talatçığım, biliyorsun Genel Müdür’ün baldızının baby shower partisi var, kişi başı..."
Talat, Selin’in sözünü bir cerrah titizliğiyle kesti: "Selin, benim cüzdanımda artık sadece kendime yetecek kadar 'insanlık' kaldı. Bu fonlarda artık bir 'erişim engeli'yim."
Talat, masasının üzerine el yazısıyla hazırladığı o dev tabelayı astı: "TALAT’IN VAROLUŞSAL HUZUR VE YALNIZLIK FONU"
Cenazeme gelmeyenin çayına şeker yok.
Kendi işini yapamayanın raporu, kaderin cilvesine havale edilir.
Bunca yılın "altın günü" borcunu ödemeyene selam verilmez.
Sonuç: Yalnız Ama Başı Dik Bir Derviş
İş arkadaşları Talat’ın "yandığını" veya delirdiğini düşündüler. Kimisi "yas sürecinde, üstüne gitmeyin" dedi, kimisi "Talat zaten hep biraz tuhaftı" diye fısıldaştı. Ama Talat, ilk kez akşam tam 18:00’de, başkasının eksik bıraktığı bir dosyayı tamamlamak zorunda kalmadan ofisten çıktı.
Artık o, başkalarının hayatına koşan bir figüran değil, kendi sessizliğinin başrolüydü. Arkadaşlık, para toplayınca değil, omuz verince gerçek oluyordu. Talat bunu zor yoldan öğrenmişti ama öğrenmişti.
#işhayatı, #ofiskomedisi, #ikiliilişkiler, #dervişsabrı, #plazadayaşam, #karamizah, #sosyaldayanışma, #işarkadaşlığı, #mizahöyküleri, #çalışanpsikolojisi, #modernyaşam

Yorumlar
Yorum Gönder